1- Aile Mediasyonu kimler içindir?

---------- Evli çiftler
---------- Evli olmayan çiftler
---------- Çocuklu çiftler
---------- Çocuksuz çiftler
---------- Ebeveynler – ayrılıktan önce veya sonra
---------- Boşanmakta olan çiftler
---------- Genç / reşit olmayan ebeveynler
---------- Büyük ebeveynler (büyük anne, büyük baba)
---------- Yetişkin kardeşler
---------- Ebeveynler ve yetişkin çocukları
---------- İletişimin ve/veya ilişkilerin problemli olduğu geniş ailenin bütün üyeler

2- Aile Mediasyonu ne zaman kullanılır?

Mediasyon bireyler arasındaki iletişim koptuğu zaman aşağıda sıralanan durumlarda;

---------- Bir ilişki sırasında veya ilişki bittikten bir süre sonra
---------- Boşanmadan önce veya boşanma sonrasında
---------- Ailelerin yeniden yapılanması sırasında veya sonucunda ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözülmesi, ---------------gerekli pratik düzenlemelerin görüşülüp karara bağlanması için kullanılır.

3- Aile Mediasyonu hangi durumlarda kullanılmamalıdır?

Aile içinde şiddet veya taciz olduğuna dair kanıt olduğu veya taraflar arasında büyük bir güç dengesizliği olduğu durumlarda mediasyon kullanılmamalıdır. Mediasyon sürecinin işe yaraması için taraflar arasında bir dereceye kadar güven duygusu olmalıdır.

4- Aile Mediasyonu hangi konularda uygulanabilir?

Aşağıda sıralanan konular mediasyon ile düzenlenebilir;

---------- Görüşme/ iletişim düzenlemeleri
---------- Çocukların velayeti
---------- Çocukların bakımı
---------- İletişim
---------- Çocuk yardımı
---------- Finansal konular
---------- Tatil düzenlemeleri
---------- Malların paylaşımı
---------- Nafaka
---------- Borçların kapatılması
---------- Vasiyetname
---------- Daha yaşlı akrabaların bakımı
---------- Eğitim
---------- Çocuklarla ebeveynler arasındaki anlaşmazlıklar

5 - Genel süreç

Mediasyon üçüncü tarafsız bir kişinin, mediatörün boşanma, ayrılık veya uyuşmazlığa ilişkin bütün sorunların tartışılıp, görüşülmesine yardımcı olduğu, gizli, gönüllü, “önyargısız” bir yöntemdir.

Süreç

Bir mediatörle ilişkiye geçmenin birkaç yolu vardır:

---------- Eğer mediasyonu denemeyi istiyorsanız, bir mediatör veya mediasyon hizmeti veren bir şirket veya -------------organizasyonla direkt temas kurabilirsiniz
---------- Bir avukat sizi mediasyona yönlendirebilir
---------- Mahkeme sizi mediasyona yönlendirebilir

Giriş / Kabul toplantısı

Mediasyon her zaman yüz yüze veya telefonda gerçekleşen bir tür giriş/ kabul yöntemi ile başlar. Bu mediatörle ilgili konuları konuşma ve mediasyonun size uygun olup olmadığını anlama imkânı sağlar. Eğer bu toplantıyı yüz yüze yapmaya karar verirseniz, tek başınıza veya eşinizle gitmek arasında seçim yapabilirsiniz. Eğer eşinizle aynı odada olmak konusunda tedirginseniz veya şiddete maruz kaldıysanız, mediatöre karşı dürüst olabilmak için tek başınıza gidebilirsiniz..

Mediasyon toplantıları

Mediatör taraflarla ortak oturumlarda beraber görüşür. Gerekli oturum sayısı uyuşmazlığın karmaşıklığına ve tarafların çözmek istedikleri sorunların sayısına göre değişir.

Mediasyon süreci beş-aşamalı bir format izler:

----------1- Taraflarla görüşmek ve onları sürece dahil etmek
----------2- Gündem oluşturmak
----------3- Sorunları keşfetmek
----------4- Seçenekler oluşturmak
----------5-Anlaşmaya varmak

Bu süreçte;

---------- Mediatör her iki tarafın da ihtiyaçlarını ve görüşlerini tamamıyla ifade edebilmelerini sağlar
---------- Tartışılan konular kesinlikle gizlidir
---------- Kontrol sizdedir
---------- Kimse size bir çözüm dayatmaz
---------- Mediatör gerekli durumlarda ilgili kanun hakkında bilgi verebilir
---------- Gene gerekli durumlarda, avukatlar da oturumlar arasında yasal tavsiyede bulunabilirler
---------- Masraflar ve yaşanan gerilim mahkeme sürecine nazaran çok daha azdır

6- Aile Mediasyonu ne sağlar?

---------- Konuların tartışılabileceği güvenli ve tarafsız bir ortam
---------- Tarafsızlık
---------- İlerisi için düzelmiş ilişkiler – ilerleyebilir ve taze bir başlangıç yapabilirsiniz
---------- Bütün sorunların araştırılması – mediatörler gerçek sorunların teşhis edilmesine yardımcı olurlar ve ---------- ... tartışmayı açık ve adil bir yolla idare ederler
---------- Basitlik – resmi olmayan, açık ve yapıcı bir süreçtir
---------- Esneklik – her bir özel duruma uygun özgün çözümler görüşülür
---------- Gelecek için kalıcı bir anlaşma
---------- Zaman tasarrufu – uzun bir yasal sürecin doğuracağı gerginliği önler
---------- Para tasarrufu – yasal masraflar en aza indirgenmiştir

Aile mediasyonu iletişimin iyileşmesine yardımcı olur, ailelerin gelecek için planlar yapmalarına, çocuklarla ilgili düzenlemelere karar vermelerine ve malların paylaşımı ve finansal konularla ilgili kararlar almalarına yardımcı olur ki bütün bunlar ayrılığı etkileyen faktörlerdir.

7- Aile Mediasyonu kullanmanın avantajları?

---------- Anlaşmanın şartlarına siz karar verirsiniz
---------- Eski eşinizle oturup düzenlemeler hakkında konuşabilirsiniz
---------- İyi bir ilişki sürdürebilirsiniz, özellikle de ebeveyn iseniz
---------- Eğer anlaşmaya varırsanız, mahkemeye gitmekten daha ucuz olacaktır
---------- Soruna yol açan bütün konuları konuşabilirsiniz
---------- Mediasyonla varılan anlaşmalar, şartlar değiştiğinde değişebilirler

8- Aile Mediasyonu kullanmanın dezavantajları?

---------- İlişkide şiddet var ise pek güvenli veya uygun olmayabilir
---------- Uyuşmazlık içinde olunan sorunları çözemeyebilir
---------- Eğer bir anlaşma ile sonuçlanmaz ise boşanma süreci daha masraflı olabilir ve daha uzun sürebilir
---------- İki tarafın da beraber katılımını gerektirmektedir ki bu bazıları için avantajlı olabileceği gibi bazıları ---------- ......için de avantajlı olmayabilir

Derleyen: Zeynep Erdost/ L’accadémia Areté

............................................

Eşler, “ömür boyu bir yastıkta birlikte yaşamak” amacı ile evlenir. Evlilik birliğinin kurulmasındaki temel amaç da budur. Aile kurmak, çocuk sahibi olmak, iyi ve kötü günde birbirine destek olmaktır. Medeni Kanunu’nun 185. maddesinin son fıkrasında bu amaç ve ilkeyi şu şekilde belirtmektedir: “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar”. Ancak, bu arzu ve düşünceler ile kurulan evliliklerin bir kısmı, maalesef çeşitli nedenlerden dolayı bir ömür boyu sürememektedir.  Evlilikler, çoğunlukla eşlerin iradesi dışında “ölüm” ile sona erer. Ancak bunun dışında aile içi çatışmaların başlaması ile birlikte eşler bu çatışmaları uzlaşmaya dönüştüremedikleri süreçte, boşanma olgusu gündeme gelir. Hukuki açıdan boşanma, eşlerden birinin veya her ikisinin evliliği sona erdirmeye yönelik yargısal sürece girmeleri ile başlar. Ancak, psikolojik açıdan boşanma ise, bu süreçten çok daha önce başlar.

Aile kurulduktan sonra üyelerinin tamamını kaybedinceye kadar geçen zaman içinde, çeşitli gelişimsel dönemler yaşarlar. Eşler, farklı dönemlerde farklı rol ve görevlere sahip olup, o döneme özgü aile sorunları ve aile içi çatışmalar ile karşılaşabilir ve bu çatışmalar boşanmayla sonuçlanabilir. Eşleri boşanmaya götüren çatışmalar  aşağıdaki dönemlerde şu şekilde oluşabilir:

Evliliğin ilk yılları:  Evliliğin ilk yılları, eşlerin birbirlerinin fikirlerini öğrendiği ve evlilik yaşantısının getirdiği diğer rollere (genişleyen aile ile ebeveynlerin eşlere yükledikleri roller, iş ve arkadaş çevresinin yüklediği roller gibi) uyumun söz konusu olduğu ve eşlerin birbirlerine alıştığı bir dönemdir . İlk döngüde evlilik uyumu ile ilgili yaşanabilecek sorunlar şu şekilde belirtilmektedir:

---------- Eşlerin evliliğe güç, sosyo-ekonomik statü ve kariyer açısından önemli değer farklılıklarla başlamış --------- ...... olması.
---------- Eşlerden birinin işsiz olması veya mesleki becerilerden yoksun olması, parasal açıdan bir eşin diğer--------- ...... eşe.bağımlı olması.
---------- Erkeğin karısını işinden, arkadaşlarından, ailesinden izole etmeye çalışması, mali açıdan kontrol ------------- ...... etmesi veya fiziksel açıdan sindirmeye çalışması.
---------- Eşlerin tanıştıktan veya evlendikten çok kısa bir süre sonra önemli bir kayıp yaşaması.
---------- Eşlerden birinin evlenme nedeninin bir an önce kendi ailesinden uzaklaşma isteğinin olması.
---------- Eşlerin aile geçmişlerinde din, eğitim, sosyal sınıf, etnik grup, eşlerin yaşları vb. açısından önemli ---------- ...... farklılıkların olması.
---------- Eşlerin kardeş sayıları ve ilişki ağının yapısı.
---------- Eşlerin ikamet yerlerinin ailelere uzak veya yakın olması.
---------- Eşlerin kendi ebeveynlerine parasal, fiziksel veya duygusal yönlerden bağımlı olması.
---------- Eşlerin erken (20 yaşından önce) veya geç (35 yaşından sonra) yaşlarda evlenmesi.
---------- Eşlerin tanıştıktan sonra altı aydan daha kısa veya üç yıldan daha fazla bir süre içinde evlenmesi.
---------- Arkadaşlar ve aile olmaksızın bir evlilik töreninin (düğün/nikah) gerçekleşmesi.
---------- Kadının evliliğin ilk yılında veya evlilikten önce hamile kalması.
---------- Eşlerin ebeveyn veya kardeşleri arasındaki ilişkinin zayıf olması.
---------- Eşlerin çocukluk veya ergenlik dönemini mutsuz olarak geçirmiş olması.
---------- Eşlerin kendi ebeveynlerinin evlilik ilişkilerinin sağlam olmaması, çatışmalı bir ailede büyümesi.
 
Sonuç olarak, evliliğin ilk yıllarında eşler yıllar geçtikçe gelişecek olan ilişkilerinin temelini kurarlar ve birlikte seçim yapma, para kazanma, gelecek için plan yapma, karar verme gibi konularda birbirlerine alışmaya ve uyum göstermeye çalışırlar. Bu döngü, problemlere karşılıklı tatmin edici çözümler bulma, karar verme alışkanlığı, güç yapısı, rollerin belirlenmesi ve iletişim kurma yolları gibi olayları içerdiği için zor ve önemli bir dönemdir. Bu dönemde kadın ve erkeğin, karı-koca olarak rollerinin ve beklentilerinin neler olduğunu anlayıp, benimsemeleri gerekir.

Küçük yaşta çocuğu olan çiftlerde meydana gelen çatışma nedenleri: Ebeveyn olmak, yaşamın en belirgin aşamalarından biridir. Çocuk doğduktan sonra yaşam asla eskisi gibi olamamaktadır. İlk çocuğun doğması ile karı-kocanın, ana-baba rollerini üstlenme süreci başlar. Ailede rollerin yeniden belirlenmesi yolu ile ailenin yaşam tarzı değişebilir. İlk zamanlardaki değişiklikler, neredeyse ebeveynler için bir şok olabilmektedir. Meydana gelen bu ani değişiklikler, yeni ebeveynler ve ilişkileri üzerinde bir karışıklık yaratabilir. Bu aşamada ebeveynlerin yaşadıkları sorunları dört grupta toplamak mümkündür:

---------- Ebeveynlerin çalışma hayatı ve aile yaşamı arasında bir ikilemin meydana gelmesi,
---------- Ebeveynlerin güç yapısında dengesizliklerin olması,
---------- Ebeveyn rollerinin paylaşımı ile ilgili sorunların oluşması,
---------- Çocuk bakımı ve disiplini ile ilgili sorunların yaşanması.

Ergenlik çağında çocuğu olan çiftlerde meydana gelen çatışma nedenleri: Aile genişlemiştir ve aynı evde yaşamaktadır. Bu döngünün temel konuları, çocuklar için okul, meslek seçimi üzerinde yoğunlaşmakta; çocuklarda cinsellik, bağımsız olma duygusu ve hareketlilik gitgide artmakta; sigara, alkol, uyuşturucu kullanma kaygıları ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar ailede bunalımlara yol açabilir, ergenlerle birlikte ana-babalar da bundan etkilenir. Ailede ebeveynler ve çocuk arasında çatışmalar yaşanır. Bu dönemde aynı zamanda büyük ebeveynler emekli olabilir, taşınabilir, hastalanabilir veya ölebilir, ebeveynler kendi ebeveynlerin bakımı için sorumluluk alabilirler. Bu stresli olaylar, ilişkilerin yeniden düzenlenmesine ve gözden geçirilmesine neden olur. Böyle durumlarda eşlerin birbirine ayırdığı zaman az olabilir ve zaman zaman eşler arasında da çatışmalar yaşanabilir.

Yetişkin çağda çocuğu olan çiftlerde meydana gelen çatışma nedenleri: Bu döngü aileler için orta yaşam döngüsü olarak da adlandırılabilir. Ailenin orta yaşam döngüsü, eşlerin de orta yaşına denk gelmektedir. Ebeveynler için, özellikle anneler için ilgisini, enerjisini ve zamanını o zamana kadar ailesi üzerinde odaklaştırmışsa sıkıntılı ve zor bir dönem olabilir. Çocukların evden, iş veya okul yaşamı için ayrılması, anneler için önemli bir rol değişimini gerekli kılar. Üstelik bu durum çoğunlukla annenin menopoz döneminin sıkıntılarına rastlar. Bu biyolojik değişim “boş yuva” olgusuyla birleşince kadınlar için zorlu bir dönemin başlangıcı olabilir.  Ailenin belirli sorumluklarının başında, çocuklarının iş sahibi olmalarına yardımcı olması, iş ve meslek yaşamındaki sorunlarının çözümüne katkıda bulunması, evlenip bir yuva kurmalarını sağlamak gelmektedir. Evlilik yaşamında ise bu döngü evlilik doyumunun en düşük olduğu aşama olarak da belirtilmektedir. Çocukların evden uzaklaşma çabası ve hareketliliği içinde olması ve eşlerin çocuk bakımıyla ilgili görevlerinin tamamlanması artık kendi yaşamlarını, yaşamın anlamını düşünmelerine neden olur. Bu dönemde eşler kendi iç dünyalarına dönmekte ve tüm yaşamlarını gözden geçirmektedir. Bu döngüde ailenin rollerinde önemli değişiklikler ve düzenlemeler meydana gelmektedir. Döngünün görevlerinden bazıları; yeniden çift/eş olma ilişkisini geliştirme, yetişkin çocuklarla “yetişkin ilişkisi” kurmak, evlilik ve doğum yoluyla yeni aile üyelerine sahip olmaya hazırlık yapmak, büyük ebeveynler için bakım sağlama ve büyük ebeveynlerin ölümü ile baş etme gibi durumlar söz konusudur.

İleri yaşlardaki eşlerde meydana gelen çatışma nedenleri: Son çocuğun aileden ayrılmasıyla oluşan dönemdir. Bu dönemde eşler artık bireysel yaşam döngülerinde yaşlılık dönemine de girmiştir. Çocuklar evden ayrıldıkça, evde yaşanan stres azalır. Eşler artık çocukları üzerinde odaklaşmazlar, evliliklerini daha fazla düşünürler ve enerjilerini bu doğrultuda harcarlar. Zamanın geçtiğini fark ederler ve eşler ilişkilerinden daha çok şey beklerler. Kadının ev dışına odaklanması evlilik üzerindeki baskıların bir kısmını ortadan kaldırır. Ayrıca, ileri yaştaki eşler, yıllardır birliktedir ve stresli çocuk büyütme yıllarında ilişki becerileri geliştirmişlerdir. Bu dönemde çocukların evlenmesi ve torunlar nedeniyle ailenin yeniden genişlemesi söz konusudur. Eşler, yetişkin çocukları, onların eşleri ve torunlarıyla yeniden bir ilişki oluştururlar. Bu dönemin kendine özgü bir yanı da eşlerin özellikle toplumsal rollerinde meydana gelen değişimdir. Çalışma yaşamı içinde olan karı ve/veya koca emekli olmaya başlar. Emeklilik ve ortaya çıkan boş zamanın değerlendirilmesi bu dönemin en önemli sorunlarıdır. Emeklilik ile meydana gelen gelirde azalma, yaşam düzeyinde de düşüşe neden olmaktadır. En önemlisi yaşlanan fizyoloji ile sağlık sorunları da bütün bu sorunlara eklenmektedir. Emeklilik; her şeyden önce yaşamda bir geçiş noktasını gösteren olaydır. Emeklilik olayının ardından birey, kendine özgü rolleri, beklentileri ve sorumlulukları olan yeni bir toplumsal konumdadır. Emekliliğin getirdiği yeni statüye hazırlanmak ve bu statünün getirdiği yeniden toplumsallaşmayı sağlamak eşlerin görevlerindendir. Bu dönemde yaşanan bazı değişiklikler (emeklilik, çeşitli hastalıkların ortaya çıkması,çocukların evden uzaklaşması vb.) travmatik hale gelebilir . Aile yaşam döngüsünün son döneminde çiftler, tıpkı evliliğe ilk adım attıkları ilk yıllara, yani “iki kişi olma” ya geri dönerler. Evlilik yaşamı içinde hem kadının hem de erkeğin özellikle rol ve işlevlerine ilişkin kimi değişiklikler meydana gelmiştir. Uzun bir dönem çocukları ile birlikte yaşayan, onların gelişimsel ihtiyaçlarına göre ailede yeni düzenlemeler yapan, iş yaşamı ve geniş bir sosyal yaşantı içinde olan eşler bu dönemde aile içinde üst üste gelen değişimler yaşar. Bu değişimler sürecinde çıkan çatışmalar aile birlikteliğini zorlar ve boşanmalara neden olur.

E.Leyla Şıpka/ Boşanma Sürecinde Meydana Gelen Çatışmalar ve Aile Mahkemeleri Uygulamasında Uzman Görüşleri, Newport Ünv. Dav.Bil.Böl. Bitirme Tezi,  İstanbul 2006